DÜNYA ÇÖPLÜĞÜ
Sanma ki dünya bir saray.
İnan ki yoktur çöplükten farkı onun.
Hep gidenlerden kalmaydı.
Şimdi gelenlerle dolup taştı.
ferhat ekinci
« Önceki |
Sanma ki dünya bir saray.
İnan ki yoktur çöplükten farkı onun.
Hep gidenlerden kalmaydı.
Şimdi gelenlerle dolup taştı.
ferhat ekinci
Gezerim bir yoklukta hiç durmadan.
Nicedir dünyayı göremez oldum.
Bir kıyamet kopsa da başımda.
Halimi kimseler bilmez olur.
Yıldızlar söner akşamlarda.
Perde perde ruhuma bir nur iner.
Haramdır bana uykular haram.
Ne kalem tutar elim.
Ne dilim söyler.
Bom boş bir kağıt olmuşum ben.
Hak söyler beni,
Beni Hak yazar.
Bir gaybın ummanında,
Ben hep o olmuşum.
ferhat ekinci
Neden Batman istasyonu'dur buranın adı?
Gelin dostlar gelin,
Anlatayım ben size.
Yanlızken bir vakit istasyon.
Anka Kuşu kadar özgürken.
Derken üçer beşer dökülürdü gurbetçiler.
Sığınırdı bir mülteci gibi istasyona.
Ellerinde çuvallar...
Çuvallarda umutlar birikmişti.
Biri sorsa "hemşerim nereye?"
Burkulmuş yürekler, "batıya kardeş" derdi.
Çoluk çocuk yalın ayak, perişan...
Takılırlardı peşine babalarının.
Kesilirdi bir an kulaklar,
Simit satan tiz bir çocuk sesine.
"Simit var simit...."
***
Hep hüzünlüydü bu gidişler.
Geride gözü yaşlı akrabalar bırakırdı.
Kimi uğurlayandı evladını.
Kimi candan sevdiğini.
Ne fark ederdi ki,
Sonuçta kopuyordu yürekten bir parça.
"Yolunuz açık olsun" demek bile,
Yanmış yüreklere bir teselliydi.
***
Bağlar boştu şimdi.
Bahçelerde ağaca çıkan çocuk yoktu.
Rüzgar, kara poşetleri uçururdu sinirinden.
Ortalıkta kimsecikler yoktu.
Ne delikanlıları köyün.
Ne çeşme başındaki kızlar.
Yaşlılar terk edilmiş kerpiç ev gibiydiler.
Çaresizdiler,
Çömelmiştiler bir köşeye.
Köyün delisi; zübeyir ise.
Acı acı fülüt çalardı.
Dilinden bir feryat kopardı.
"Hep giderler gurbete.
Elleri bomboş dönerler.
Oy felek, oy felek.
Ölümü yaşattın sen bizlere"
***
Tren çalardı bir düdük.
"Haydi gitme vaktidir."
Dumanı gökyüzünü karartırdı.
Faili mechul olurdu,
Söylenmemiş kelimeler.
Acılar rayları kovalarken.
Bir el sallayış olurdu zaman.
İstasyon tekrar,
Bir mezar sessizliğine bürünürdü.
Esmezdi rüzgar,
Dil söylemezdi.
***
Bir ağıt duyulurdu sedece:
"Oy hawar oy hawar."
Ayırdı hep insanları,
Dağlara sığmaz dert verdi.
Kalbin dayanamayacağı ayrılık verdi.
Onun için buraya:
Batman İstasyonu dendi.
ferhat ekinci
Gün geçerken ve ülkemizde bunca olaylar yaşanırken, bir yandan siyasi, ekonomik, sosyol olaylar kudurmuş dalgalarıyla tekne misali toplumu savurup dururken, eski hiciv ustalarını da anmamak olmaz.
Gerek şiirleriyle, gerekse fıkralarıyla, anılarıyla toplumun acı yanlarını en güzel şekilde dile getirdiler.
Mesela, Şair Eşref'e sormuşlar:
Efendim, hicivleriniz zehir gibi olmasına rağmen, neden hicvettiğiniz kişilerin isimlerini vermiyorsunuz?
Şair Eşref:
"Numarasız gözlük gibi kullanılsın diye.
Bütün bozuk kişilere uygulanması için gizliyorum" der.
***
Mesela son zamanlarda ne idüğü belirsiz siyasi tartışmalar var.
Her köşede bir kürsü.
Ve nutuk atanlar tarafından istila edilmiş.
Onları hayran hayran dinleyen bir kitle...
İşte, Necip Fazıl'dan bir şiir:
"Milyonlar var, adam yok,
Yetecek bir dolmuşa!..
Değişmez bir gelenek;
Ya: tuh tuh!
Ya: şa şa şa!
Nedir çaremiz, nedir?
Demokrasi mi haşa!..
Hiç bir yama kar etmez,
Güve sarmış kumaşa."
***
İslam dinini kendilerince yorumlamaya çalışırlar.
Ayetleri ters düz ederler.
Hele son zamanlarda bu çok fazla...
Bakın Mehmet Akif ne demiş:
“Eyvah!..Beş on kafirin imanına kandık,
Bir uykuya daldık ki, cehennemde uyandık...”
***
İnsanların dinden yüz çevirmeye başladığı bir zamandayız.
Şimdi bu konuyu Nasrettin Hoca'ya sorduğumuzu farz edelim.
Yahu! Hocam, gazeteler, televziyonlar derler ki: " İslamiyet batıda hızla yayılıyor." Siz bu konuda ne söylersiniz?
Hoca:
- Evet doğrudur.
Doğrudur; ama onlardan bir kişi müslüman olurken, bizden yüz kişi dinden çıkıyor.
Arif Nihat ASYA'dan bir şiir:
“Neler duydu şu dünyada,
Mevlidine hayran kulaklarımız;
Ne adlar ezberledi ey Nebî,
Adına alışkın dudaklarımız!..
Artık, yolunu bilmiyor,
Artık yolunu unuttu; ayaklarımız!..”
***
Bir gün Neyzen Tevfik'e soruyorlar:
- Neyzen, ney'i çalarken mi neşelenirsin, yoksa neşeli oldugun zaman mı çalarsın?
Maliye Bakanı hakkında yolsuzluk dedikodularının dolaştığı bir dönemdir.
Neyzen der ki:
- Maliye Vekili değilim ki, çalarken zevk alayım..."
Neyzen'den bir şiir:
"Göründü memleketin iç yüzü, çöktüyse temel.
Şimdilik harice karşı yüzümüz olsa dahi,
Yüzümüz yok bakacak kabrine ecdâdımızın.
Tükürür zannederim çehremize, vatanın tarihi."
***
Bir kere toplum olarak eleştirileri hazmedemeyen bir yapımız var.
Toplumu eleştirenler hep dışlandı.
Yeri geldi, sürüldü...
Yeri geldi, sevilmedi...
Yeri geldi, dışlandı...
Ve yeri geldi, Nefi gibi idam edildi.
ferhat ekinci
Bir gün bir okumuş görmüş birisine sormuşlar:
- En güçlü olmak nedir ve kime denir?
Bilgili adam soruya şu hikayeyle cevap verdi.
Bir gün dünyada fethetmedik bir karış toprak bırakmayan bir padişaha sormuşlar:
Sen bu kadar yeri fethettin, peki senin yenemediğin başka düşmanın var mıdır varsa kimdir?
Padişah cevap verdi.
- Ben bu kadar yeri yakıp yıktım.
Binlerce askerime emrettim.
Benim almadığın yer, yenmediğim padişah kalmadı.
Hatta en güçlü toprakları bile kırıp geçirdim.
Adeta cihan benim emrimde olmuştu.
Ama gel gör ki onu bir türlü yenemedim.
Maalesef onunla mücaddelede yenen ben değil, hep o oldu.
İşte benim yenemediğim tek düşmanım vardır: O da nefsimdir. Diyerek cevap verdi.
Ve bilgili adam onlara dönerek şu şiiri okudu.
Nefsinin peşine koşupta gitme.
Rezil hüsva olursun.
Gücüne güvenip de hükmetme,
Nefsine uşak olursun.
***
Ey! Gücüne güvenen kişi dinle:
En büyük güç,
Nefsinin boynunu yere vurmaktır.
Marifet, emretmekle değil cihana,
Nefsine efendi olmaktır.
ZAHİRİ
(06.07.2008)
**********************************
ŞİİR KÖŞESİ
DÜNYA PUTU
Putuna iman etmem dünyanın.
Alnımı koymam secdesine.
Rezil etmem kulluğumu.
Kıbley-i nefsime dönmem.
ZAHİRİ